Hamilelik Sürecinde Anne Adaylarının Dikkat Etmesi Gereken Şeyler

Hamilelik Sürecinde Anne Adaylarının Dikkat Etmesi Gereken Şeyler

Hamile kadınlar her zaman bir şeyleri dert ederler. Soluduğumuz hava kirli mi İçtiğimiz su temiz mi Eşimin içtiği sigara yada bu sabah içtiğim kahve bebeğimin sağlığına zarar verebilir mi Ya dişçide çektirdiğim röntgen Bu tür kaygılar hamileliği gereksiz yere sinir bozucu hale getirebilir. Ama bilgi; hem bunlardan kurtulmanızı sağlar hem de sağlıklı bir bebeğiniz olma olasılığını arttırır. Hamileliğiniz sırasında bebeğinize zarar vermemek istiyorsanız lütfen aşağıdakilere bir göz atın:

Alkol

Hamileliğimizin ikinci ayına kadar genellikle hamile kalındığından habersiz olduğumuz için; bunu bilmemiz halinde asla yapmayacağımız şeyleri, bilmeden yaparız. Hamilelik süresince fazla içki içmenin bebekte birçok soruna yol açtığı gösterilmiştir. Bebeğin kan dolaşımına giren alkol miktarının anne kanındaki alkol yoğunluğuna yaklaşık olduğu ve annenin aldığı alkolü bebeğinde paylaştığı göz önüne alınırsa bu pek de şaşırtıcı sayılmaz. Alkolü bedenden atmak için gereken süre bebekte annenin iki katıdır. Yani anne hafif çakır keyifken, bebek sarhoştur.

Hamilelik boyunca ağır alkol alımı (günde 5-6 kadeh şarap, bira, rakı) ciddi doğum komplikasyonlarının yanı sıra bebekle ilgili alkol sendromuna da yol açar. Bu durumda bebek normalden küçüktür ve genellikle zihinsel özürlüdür. Baş, yüz, kollar, bacaklar ve merkezi sinir sisteminde (beyin ve omurilik) birçok yapı bozukluğu vardır. Ayrıca bu bebeklerde yeni doğan döneminde (doğum sonrası ilk 28 gün) ölüm oranı yüksektir. Bebekte daha sonra çocukluk döneminde de öğrenimsel, davranışsal ve toplumsal uyumla ilgili sorunlar oluşur.
İçki içmeyi sürdürmenin riski doza bağlıdır, ne kadar çok içerseniz, bebeğinize vereceğiniz zarar o kadar çok olur. Hamilelikte orta derece alkol tüketimi bile (günde 1-2 kadeh) düşük riskinin artması, düşük doğum ağırlığı ve doğum sırasında komplikasyonlar gibi çeşitli ciddi sorunlara yol açabilir. Çocuklar büyüdüğünde de davranışlarını, öğrenme yeteneklerini ve çevrelerine gösterecekleri uyumu etkilemektedir.

Bazı kadınlar hamilelikleri süresince hafif örneğin geceleri bir kadeh içmelerine karşın sağlıklı bebekleri olabilir. Ancak bunun hiçbir garantisi yoktur. Hamilelikte güvenli alkol dozu, eğer varsa bile bilinmemektedir. Eğer gün sonunda yorgunluğunuzu atmak için bir kokteyl almayı veya akşam yemeğinde bir kadeh şarap içmeyi adet haline getirdiyseniz, belkide şimdi bu yaşam biçiminizi değiştirmenin tam sırasıdır. Gevşemek içim içki alıyorsanız müzik, masaj, ılık banyo, spor, okuma gibi başka yöntemleri seçebilirsiniz.

Sigara

Hamilelikten önce içtiğiniz süre ne kadar olursa olsun sigaranın gelişmekte olan bebeğe zarar verdiği konusunda kesin bir kanıt yoktur. Ama hamilelik sırasında içilen sigara kesin ve belgelenmiş hasarlar vermektedir. Sigara hamilelikte düşük ve ölü doğuma sebep olduğu gibi çeşitli komplikasyonlarda sigara içen annelerde çok daha sık gözlenmektedir. Bunlar arasında vajinal kanama, anormal plasenta yerleşimi,plasentanın erken ayrılması,erken kese yırtılması ve erken doğumdur.

Sigaranın en sık rastlanan etkisi ise düşük doğum ağırlığıdır. Sanayileşmiş ülkelerde küçük doğan bebeklerin üçte birinden sigara sorumlu tutulmaktadır. Düşük doğum ağırlığı ise bereberinde artan hastalık ve bebek ölüm riskini getirir.

Sigaranın başka potansiyel riskleride vardır. Anneleri sigara içen bebeklerde apne (ani soluk almanın durması)olasılığı fazladır. Sigara içmeyen annelerin bebeklerine göre Ani Bebek Ölüm Sendromu iki kat fazladır. Ayrıca genelde sigara içen annelerin bebekleri içmeyenlerinki kadar sağlıklı değildir. Bu bebeklerin büyümelerinin sigara içmeyen annelerin bebeklerinin büyümelerine yetişemediğine, uzun dönemde bedensel ve zihinsel kusurları olduğuna ve hiperaktif olduklarına dair kanıtlar vardır.

Bir çalışmada hamilelik sırasında ve sonrasında sigara içen annelerin çocuklarının solunum sistemi hastalıklarına daha yatkın olduğu, diğer çocuklara göre daha kısa boylu oldukları ve okul başarılarının daha az olduğu gösterilmiştir. Bütün bu yan etkilere sebep olan karbon monoksit zehirlenmesi; annenin kanındaki yüksek oranda karbon monoksitin plasenta yolu ile bebeğe geçmesi ve bebeğin daha az oksijen almasıdır. Sigara içtiğinizde bebeğiniz duman dolu bir rahmin içine hapsedilmiş olur, kalp atışları hızlanır. Hepsinden kötüsü büyüyemez ve gelişemez.

Haberler hep kötü değildir. Bazı çalışmalar hamileliğin erken döneminde sigara içmeyi bırakan kadınların(4.aydan önce olmalı) bebeğe zarar verme riskini sigara içmeyen annelerle aynı düzeye indirdiğini göstermektedir. Daha erken olması çok daha iyidir ama son ayda bile sigarayı bırakmak, doğum sırasında bebeğe giden oksijen akımını korumaya yardımcı olur. Bazı kadınlar için sigarayı bırakmak hamileliğin erken döneminde ani bir tiksinti geliştiğinden çok kolaydır.Eğer bu kadar şanslı değilseniz, başka yöntemleri hatta hipnozu bile deneyebilirsiniz.

İnsanların çoğu sigarayı bıraktıklarında yoksunluk belirtileri yaşarlar. Bu belirtiler ve yoğunlukları kişiden kişiye değişir. En sık görülenler sigara için çok şiddetli özlem duymak, sinirlilik, kaygı, huzursuzluk, eller ve ayaklarda uyuşma, baş dönmesi, yorgunluk, uyku ve mide bağırsak bozukluklarıdır. Bazı insanlar ise başlangıçta hem bedensel, hem de zihinsel güçlerinde azalma hissederler. Bütün bunlar geçici durumlardır ve bunları azaltmak için bir şeyler yapabilirsiniz. Kahveden kaçının, çünkü sinirliliğinizi arttırabilir. Dinlenin, alıştırma yapın (nikotinden aldığınız uyarının yerini doldurmak için).Zihninizi bir kaç gün dinlenmeye bırakın, zihinsel çaba gerektirmeyen işler yapın, sinemaya yada sigara içmenin yasak olduğu yerlere gidin. Sigarayı bırakmanın kötü etkileri birkaç gün ile birkaç hafta arasında sürer, ama yararı siz ve bebeğiniz için yaşam boyu devam edecektir.

Sigara içmek yalnız içen kişiyi değil, çevresindeki herkesi etkiler. Buna karnında gelişmekte olan bebeği ile anne adayı da dahildir. Bu nedenle eşiniz, evinizde yaşayanlar yada yan masada çalışan iş arkadaşınız sigara içtiğinde neredeyse sizin içmeniz kadar etkilenecektir. Eğer eşiniz sigarayı bırakmayacağını söylüyorsa, ona en azından evin dışında yada sizden ve bebeğinizden uzakta içmesini söyleyebilirsiniz. Sigarayı bırakması elbette hem kendi sağlığı hem de bebeğin doğduktan sonraki uzun dönem sağlığı için çok daha iyidir. Çalışmalar, annenin yada babanın sigara içmesinin çocuklarında solunum sorunlarına ve akciğer gelişiminde bozulmaya neden olduğunu göstermiştir.

Kafein

Kafein kahve, çay, kola gibi içeceklerde bulunur ve annenin aldığı kafein plasentadan geçerek bebek kan dolaşımına girer. İnsanlar üzerinde ve gelişen bebeğe kafeinin nasıl bir etki yaptığı yada zararı olup olmadığı henüz tam açıklığa kavuşmuş değildir. Ama en son çalışmalardan biri günde 2 fincan kahve eşdeğeri kafeinin düşük riskini iki katına çıkardığını göstermiştir. Anne adaylarının eldeki bilgiler artana kadar kahve içmemeleri daha akıllıca olur.

Kafeinli kahve, çay yada kolayı bırakmanız için başka ek nedenlerde vardır. Hepsinden önce bunların idrar söktürücü etkiside vardır, anne ve bebek sağlığı için gerekli olan sıvı ve kalsiyumu bedenden uzaklaştırır. Sık idrara çıkma sorununuz varsa, kahve bunu arttıracaktır.

İkinci olarak, kahve ve çay özellikle krema ve tatlandırıcılarla kullanılıyorsa tıkayıcıdır ve gereksiniminiz olan besinlere karşı iştahınızı tıkayabilir. Kola yalnız tıkayıcı değildir, aynı zamanda bazı kimyasal maddeler ve gereksiz şeker içerir.
Üçüncüsü kafein hamilelikte normal duygu durumu dalgalanmalarını arttırıp, yeterince dinlenmenizi engelleyebilir.
Dördüncü olarak kafein sizin ve bebeğinizin ihtiyacı olan demirin emilmesini engelleyebilir.
Yapılan bazı araştırmalar göstermiştir ki, aşırı kafein tüketimi anormal kalp atımı, hızlı soluk alma, yeni doğanda titremeler ve ileriki yaşamında şeker hastalığı gelişimi ile sonuçlanabilir.

Kafein alışkanlığınızdan nasıl kurtulursunuz:

İlk adım bırakmak için bir motivasyonunuz olmasıdır. Bu hamilelikte kolaydır, çünkü amaç sağlıklı bir bebeğiniz olmasıdır. İkinci olarak kafeine niçin düşkün olduğunuzu belirlemeli ve bu ihtiyacınızı gidermek için yerine neler koyabileceğinizi bulmaktır. Eğer kahvenin yada çayın tadını seviyorsanız ve sıcak bir içecek sizi çekiyorsa, kafeini alınmış olanları seçebilirsiniz. Ama en sağlıklısı tüm bunların yerine%100 saf meyve sularını tüketmenizdir. Eğer kafeinin uyarıcılığına gereksiniminiz varsa, daha doğal ve daha uzun etkili uyarıyı alıştırma ve iyi besinlerden, sizi canlandıracak birşey yapmaktan (dans etmek, koşmak, yürüyüş) alabilirsiniz. Kafeini bıraktıktan sonra kuşkusuz bir kaç gün kendinizi kötü hissedeceksiniz ama daha sonra her zamankinden iyi hissedeceksiniz.

Kafein tiryakilik yapan bir maddedir ve aniden bırakanlarda baş ağrısı, sinirlilik, yorgunluk, uyuşukluk gibi yoksunluk belirtileri olur. Bu nedenle kafeini yavaş yavaş bırakmak daha akıllıca olur. Fincanınızı her gün biraz daha azaltarak, en sonunda hiç içmemeyi başarabilirsiniz.

Şu önerilere dikkat edin:

  Kan şekerinizin ve enerji düzeyinizin düşmesine fırsat vermeyin. Protein ve karışık karbonhidratlardan zengin besinleri küçük porsiyonlar halinde ve sık yiyin.
  Her gün bol egzersiz yapın.
  Uykunuzu alın. Bu kafeinsiz daha kolay olacaktır.

X Işınları (Röntgen)

Hamilelik sırasında çekilen röntgenlerin güvenli olup olmadığı karmaşık bir konudur, ama tanısal amaçlı çekilen bu filmlerin bebeğe zarar vermesi çok nadirdir. Röntgen ışınlarından yayılan radyasyonun zarar verip vermeyeceğini üç etken belirler. Birincisi; radyasyon miktarıdır. Cenin ve bebekte ciddi hasar yalnızca çok yüksek dozlarda (50-250 rad)oluşur. Çağdaş röntgen araçları çok nadir olarak 5 rad'dan fazla ışın yaydıkları için genellikle bir sorun oluşmaz.

İkinci etken, ışının ne zaman alındığıdır. Çok yüksek dozlarda bile yumurtanın rahme yerleşmesinden önce dokunun etkilenme riski yoktur. Bebeğin organlarının gelişiminin erken dönemlerinde (döllenme sonrası 3-4.haftalar) ve hamilelik boyunca merkezi sinir sisteminin zarar görme riski vardır. Ama bu yalnızca yüksek dozlarda gerçekleşir.

Üçüncü etken ise, rahmin gerçekten ışına maruz kalmasıdır.Günümüzün röntgen cihazları,görmek istenen alanı iyi belirlemekte ve diğer bölgeleri ışından korumaktadır.Röntgen filmlerinin çoğu anenin karın ve kalça bölümüne böylece rahme gelecek ışınları önlemek için kurşun bir levha ile çekilir.Ama karın röntgeninin bile zararlı olma olasılığı 10 rad dan fazla ışık yaymadığı için yoktur.
Ama tabiki ne kadar küçük olursa olsun gereksiz risk almanında bir mantığı yoktur. Bu nedenle genellikle acil önemi olmayan röntgen çekimlerinin doğumdan sonraya ertelenmesi önerilir. Bebeğin röntgen ışınlarından zarar görme olasılığı düşük olduğu için, anne adayının sağlığı açısından gereken bir röntgeninde çekilmesinden vazgeçilip anne tehlikeye atılmamalıdır.
Hamilelik sırasında röntgen ışınlarının küçük zararı aşağıdaki kurallara uyularak en aza indirilebilir:

  Sizden röntgen çektirmenizi isteyen doktora hamile olduğunuzu mutlaka söyleyin.
  Hamilelik sırasında çok gerekli olmadıkça röntgen çektirmeyin.
  Yerine daha güvenli bir tanısal işlem kullanılabiliyorsa röntgen çektirmeyin.
  Eğer röntgen şartsa, ehliyetli ve güvenilir bir merkezde çekilmesine özen gösterin.
  Teknisyenin uyarılarını dikkatle dinleyip, özellikle çekim sırasında kımıldamamaya dikkat ederek, çekimin yinelenmemesini sağlayın.
  Hepsinden önemlisi röntgen çektirmeniz gerekiyorsa, zamanınızı olası zararları hakkında kaygılanıp durarak geçirmeyin. Unutmayın ki, emniyet kemerinizi bağlamayı unuttuğunuz durumda bile bebek daha büyük bir tehlike altındadır.

Şeker Yerine Kullanılan Tatlandırıcılar

Rejimciler için tatsız bir sürpriz olacak ama şeker yerine kullanılan tatlandırıcılar kilonun korunmasında nadiren faydalı olurlar. Bu tatlandırıcılarla kilo kontrolü sağlansa bile anne adaylarının bunları kullanırken dikkatli olmaları önerilir. Ne yazık ki, hamilelikte sakarin kullanımı ile ilgili yeterince araştırma bulunmamaktadır. Hayvan deneyleri, hamilelerin bu maddeyi almalarının, yavrularda kanser gelişimine yol açtığını göstermiştir. Tatlandırıcılar insanda plasentayı geçtiği ve bebekteki dokulardan çok yavaş atıldığı için, hamilelik öncesi ve hamilelik süresince sakarin kullanılmaması akıllıca olur.

Öte yandan çalışmalar, hamilelik sırasında tatlandırıcı olarak aspartamın (nutrasweet) kullanılmasının zararlı etkisi olmadığını göstermiştir. Hekimlerin çoğu hamilelik sırasında bu tatlandırıcının ılımlı miktarda kullanılmasına izin erebilir. Ama aspartamlı tatlandırıcıların katıldığı pek çok ürünün besin değeri olmadığından hamile kadınların bunları alırken seçici olmasında fayda vardır.

Hamilelik sırasında en güvenilir tatlılar doğal meyve ve meyve sularıdır. Daha besleyici tatlı ve içecekler yerine midenizi diyet içeceklerle doldurmak size bir fayda sağlamayacaktır.

Ev İçi Tehlikeler
Ev temizleme ürünleri:

Bir çok temizlik ürünü yıllardır kullanımda ve temiz evler ile doğumsal kusurlar arasında bir bağlantı henüz kurulamadı. Temizlik maddelerini ara sıra tesadüfen solumanın gelişmekte olan bebeğe zararlı bir etkisi olduğunu henüz hiçbir çalışma gösteremedi. Eğer temizlik ürünlerine maruz kaldıysanız bunun için kaygılanmayın ama hamileliğin kalan süresi boyunca makul ölçüde temizlik yapın.

Aşağıdaki uyarılara dikkat edin;

  Ürünün kuvvetli bir kokusu ve dumanı varsa doğrudan solumayın. Havalandırması iyi olan bir yerde kullanın yada hiç kullanmayın.
  Aerosoller yerine pompalı spreyler kullanın.
  Hiç bir zaman(hamile değilken bile) klorlu ürünleri amonyaklı olanlarla birleştirmeyin,bu karışım öldürücü dumanlar çıkarabilir.
  Etiketlerinde zehirli olduğuna ilişkin uyarı bulunan fırın temizleyici ve leke çıkarıcı ürünleri kullanmaktan kaçının.
  Temizlik yaparken lastik eldivenler kullanın, Bu yalnızca ellerinizi korumakla kalmaz, deriden zehirli kimyasal maddelerin emilimini de engeller.
  Temizlik yaparken her zaman bulunduğunuz ortamı havalandırmaya özen gösterin.

Kurşun:

Son yıllarda kurşunun uzun yıllardır boya parçalarını yutan çocuklarda zeka geriliği yaptığı bilinmektedir. Hamile kadınları ve bebeğide etkilediği keşfedilmiştir. Bu metale fazla miktarda maruz kalmak hamilelerde yüksek tansiyon riskini arttırmakta ve hatta düşük nedeni olmaktadır. Bebekte ciddi davranış sorunları ve nörolojik sorunlardan, küçük doğumsal kusurlara kadar değişen zararlara neden olur.

Neyse ki kurşuna maruz kalmaktan korunmak, yol açtığı sorunların yanında çok kolaydır. İçme suyu, kurşunun ana kaynağı olduğu için, suyunuzun kurşunsuz olduğundan emin olun. Evinizin boyasıda kurşun içerebileceğinden, herhangi sebeple evinizin boyası kazınıyorsa evden uzak durun. Başka bir kaynak da çini porselen yada çanak çömlekteki kurşunun bulaştığı yiyeceklerdir. Eğer kuşku duyduğunuz antika yada eski bir tabak yada sürahiniz varsa içinde gıda saklamayın.

Böcek öldürücüler:

Bazı böcekler sizin için bir tehdit gibi görünsede aslında hamilelik açısından tehlike oluşturmazlar. Ama onları yok etmek için kullandığınız ilaçlar bebeğiniz için daha büyük bir tehlikedir. Bulunduğunuz bölge yeni ilaçlandıysa, koku kaybolana kadar dışarı çıkmayın. Pencerelerinizi kapayın. Eğer apartmanınız ilaçlanıyorsa ve siz bunu erteletemezseniz, kendi evinizin kapı ve pencerelerini sıkıca kapayın. Mutfak dolaplarını sıkıca kapatın ve yemek hazırlanan bölümünün üzerini örtün. Apartmandan bir iki gün uzak durun ve eve döndüğünüzde sık sık pencerelerini açıp havalandırın.
Mümkünse böceklerle doğal yolla mücadele edin. Kazara böcek ilacına maruz kaldıysanız hemen paniğe kapılmayın.Kısa süre ve dolaylı maruz kalma bebeğinize hemen zarar vermez.Açık havaya çıkın ve derin nefes alıp verin.

Adınız :
Mailiniz :
Yorumunuz :
Doğrulama Kodu :